Gelecekten Seslenen Bir Mimari Deha: Zaha
Modern mimariye fütüristik bir dil ve yepyeni formlar kazandıran Zaha Hadid’in kıvrımlar, dalgalar ve rakamlarla oynayan üslubuna daha yakından bakmaya ne dersiniz?
31 Ekim 1950’de Irak’ın başkenti Bağdat’ta dünyaya gelen Zaha Hadid, o dönem Doğu mimarisinin en görkemli örneklerinin bulunduğu bu ışıl ışıl şehirde büyürken ailesinin de desteği ile kaligrafi ve resim yapmaya başlar. Henüz 10 yaşındayken giysilerini, odasının duvarlarını ve birçok kişisel eşyasını kendisi tasarlayan Zaha Hadid’in hayatı boyunca değişmeyen tek alışkanlığı, çocukluk yıllarından beri nereye giderse gitsin yanında bir not defteri ve kalem taşımasıdır. Çocukluk yıllarından bu yana gördüğü objelerin gözleriyle adeta fotoğrafını çeken ve bu imgelerin kendisinde yarattığı soyut çizgileri kağıda döken Zaha Hadid’in profesyonel anlamda tasarım dünyasına adım atışı da bu “superfluid” eskizler yardımıyla olmuştur. “İmkansız” Projelerin Mimarı Olmak Matematikle her zaman içli dışlı olan ve rakamlarla da tıpkı müzik notaları gibi büyüleyici kombinasyonlar yaratılabileceğine inanan Zaha Hadid’in ilginç binalar tasarladığı yaratıcı evreninde bilim ve tasarım daima kol kola yürür. Zaten Hadid’in yapılarındaki mimari üslubunun vazgeçilmezi olan kıvrımlar, helezonik biçimler ve organik formlar da ünlü mimarın matematik tutkusunun bir dışa vurumudur. Kendisini matematik biliminin büyülü dünyasından bir an olsun ayrı düşünmeyen Zaha Hadid’in lisans eğitimi için tercih ettiği ilk üniversite de bu yüzden Beyrut Amerikan Üniversitesi Matematik Bölümü olur. Daha sonra Londra Architectural Association’da mimari ve tasarım eğitimi alan Hadid’in benzersiz mimari üslubunun kaynağı ise aslında bu iki ayrı disiplini sentezlemesidir. Neredeyse tüm mimari kariyerini “Bir çemberde tam 360 derece varken neden bir tanesiyle sınırlı kalalım ki?” mottosu üzerinden şekillendiren Zaha Hadid’in projeleri başlarda mimari çevreler tarafından “inşa edilemez” bulunsa da ünlü mimarın eserlerinde Gauss Yasası gibi önemli matematik kuramlarını kullanması, aslında onun kurduğu hayallerin somut gerçeklikle ne kadar yakın ilişki içinde olduğunun kanıtı gibidir. Kariyeri boyunca mimarinin Oscar’ı olarak kabul edilen Pritzker Mimarlık Ödülü’nün yanı sıra birçok kez onurlandırılan Zaha Hadid’in ödülleri arasında Avusturya Devlet Bilim ve Sanat Nişanı ve Thomas Jefferson Madalyası da yer alıyor. Zaha Hadid İmzası Taşıyan Unutulmaz Yapılar
Vitra Yangın İstasyonu, Weil am Rhein / Almanya London Architectural Association’daki öğrenciliği sırasında Rus avangardına ilgi duyan Zaha Hadid’in; sanat, matematik ve mimarlığı harmanladığı kariyerinin hayata geçen ilk projesi ise 1993 yılında Vitra Yangın İstasyonu’dur. Keskin köşeleri ile dikkat çeken ve inşasında brüt beton kullanılan bu yapıda, çatı üzerine zemini ve kenarları gibi imaj devamlılığını kısıtlayan unsurlar tamamen görünmez kılınmış. Bugün Vitra’nın sandalye tasarımlarını sergilediği bir müze binası olarak kullanılan bu yapı Zaha Hadid’in eserlerinin ilki olması nedeniyle büyük bir önem taşıyor.
Galaxy Soho, Pekin / Çin Zaha Hadid’in yapıları arasında, onun imzasını taşıyan en ilginç binalardan biri olan Galaxy Soho, uzaysal tasarımı ile mekandaki boşlukları tasarıma dahil eden görüntüsü ile ünlü. Bembeyaz bir bina olan ve dış tasarımında arı kovanlarından esinlenilen bu devasa yapının en yüksek noktası ise 67 metre.
Riverside Müzesi, Glasgow / İskoçya İngiliz vatandaşı olan Zaha Hadid’in Birleşik Krallık sınırlarındaki ilk projesi olma unvanını taşıyan Riverside Müzesi’nin cam ve çelikten oluşan dış cephe tasarımı Glasgow’daki tersanecilik geleneğine gönderme yapıyor. Yapımı 2011’de biten müzenin iç mekanında kullanılan kıvrımların devamlılığı ise LED aydınlatmalarla desteklenmiş.








